Ankara'ya 80 kilometre uzaklıkta konumlanan Kızılcahamam, özellikle Ekim ve Kasım aylarında benzersiz bir güzelliğe bürünüyor. 40 bini aşkın hektar orman örtüsüne sahip ilçe, bu dönemde sarı-kırmızı-turuncu tonlarının büyülü karışımıyla adeta bir resim tablosuna dönüşüyor. Hafta sonları şehirden gelen yüzlerce araç, Kızılcahamam'ın orman yollarını ve piknik alanlarını dolduruyor.
İlçenin en sevilen noktalarından biri şüphesiz Soğuksu Milli Parkı. 1954'te kurulan ve yüzde seksen beşinin karaçam ve gürgen ormanlarından oluştuğu bu park, sonbaharda gerçek anlamda nefes kesiyor. Parkın içinden geçen yürüyüş patikası boyunca ilerlediğinizde kızılçam, meşe ve kayın ağaçlarının oluşturduğu renk cümbüşü sizi coşkuyla karşılıyor. Sabah saatlerinde parka girdiğinizde sık yaprak örtüsünden sızan güneş ışınlarının yarattığı ışık oyunları ise bizzat görülmeye değer bir deneyim.
Kızılcahamam'ın bir diğer çekiciliği ise doğal termal kaynakları. Karbondioksitli maden suları açısından Avrupa'nın en zengin bölgelerinden biri olan ilçede, onlarca termal tesis ve kaplıca bulunuyor. Uzmanlar, bu sularının özellikle kalp-damar ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiğini vurguluyor. Sonbaharın soğuk havası ve termal suyun sıcaklığının oluşturduğu kontrast, ziyaretçilere son derece keyifli bir deneyim sunuyor.
Gastronomi açısından da Kızılcahamam ihmal edilmemeli. Yöreye özgü nohut kebabı, manda yoğurdu ve ev yapımı vişne reçeli gibi lezzetler, orman manzaralı ahşap restoranlarda tadılmayı bekliyor. Her yıl Ekim ayının ilk haftasında düzenlenen "Sonbahar ve Doğa Festivali" ise bölgesel el sanatları, halk müziği ve doğa yürüyüşleriyle kasabayı hareketlendiriyor.